Cevap :
Namaz; Diğer bazı dini kavramlarda olduğu gibi Hintçeden Farsçaya oradan da Türkçeye geçmiş bir sözcüktür ve İran'da ateşe tapanların "ateş önünde eğilmesi" anlamına gelir. Namaz kılmak deyimi, Türkçede Kur’anda "ikametü's-salat" şeklinde terkip olarak kullanılan ifadenin yerine konmuştur. Namazeğilmek suretiyle saygı ve selamlarını sunmak, salât dua etmek, ikametü's-salât ise ‘duanın yerine getirilmesi’ anlamlarına gelir.
Farz Namazlar:
Geleneksel sünni fıkıhçılara göre günlük olarak beş vakit namaz her müslümana farzdır. Bunların dışındacuma namazı ve cenaze namazının farz olduşundan bahsedilebilir. Cuma namazı yetişkin ve hür erkekler için gerekli görülürken cenaze namazında birkaç kişinin bu görevi yapması diğer inananlardan dini yükümlülüğü kaldırır.
Fıkıhta farz tanımıyla ifade edilen emirler dayanağını Kur’andan alır. Hadislerden alınan emirler hiç bir şekilde farz olarak tanımlanamaz. Sünni fıkıhçılar bir emrin farz olabilmesi için onun Kuranda açıkça ve hiçbir yoruma ihtimal vermeksizin emredilmiş olması gerektiğini belirtirler.
Ancak günlük olarak kılınan beş vakit namazın farz oluşu Kur’anın açık emirleriyle değil, bazı ayetlerin kapsamını genişleten yorumlar ile ve hadislerle gerçekleştirilmiş ve sünni İslam toplumlarınca benimsenmiştir. Beş vakit namaz için gerekçe gösterilen Kuran ayetinde namaz iki vakittir.[6][7] Tanımı ve vakti tartışmalı olan üçüncü bir namaza (vusta (orta)) ise sadece işaret edilmiştir. Açıkça emir ifade etmez. Bazı din bilimciler, Şii Müslümanlar ve Kur’anist (hadislerin dini referans olmasını reddeden, yalnızca kuranı referans edinen) İslamcılar günlük 3 vakit namazı esas alırlar. [8][9][10] [11] Kur'anda geçen teheccüd namazı ise sadece peygambere mahsus bir ibadet olarak Kur'anda ifade edilen nafile bir ibadettir. Namaz ibadetinin günlük 5 vakte çıkartılmasının Emevi ler zamanında yazılan ve (miraçhadisi gibi) birçoğu hurafe[12] veya uydurma olduğu bilinen hadislerle gerçekleştiği ifade edilmektedir.
Beş vakit namazın farz olduğu savını ileri sürenler aynı zamanda bir farzı inkâr veya ret edenin dinden çıkacağı ve kâfir olacağı tezi ile karşı argümanları şiddetle reddederler. Ancak, olmayan bir farzın var olduğunu ileri sürmek te dini açıdan eş anlamlı bir davranıştır ve kategorik olarak aynı sonucu doğurmalıdır.
Cuma Namazı İnananlar, Cum'a Suresi’nde Cuma ibadetine çağrılırlar:"Ey inananlar! Cuma günü, dua için çağrı yapıldığında, Allah'ın Zikri'ne koşun! Alış-verişi bırakın! Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır." (62:9) Yoruma göre; Cuma günü haftalık toplantı günüdür, cuma namazını 2 rekat olarak mülki ya da siyasi otorite kıldırır, namazdan önce veya sonra konuşma yapar (Hutbe, hitabe). Daha sonraları bu namaza öncesinde ve sonrasında bazı namazlar eklenmiş ve o şekilde toplum içine yerleşmiştir. Ayrıca ilgili ayetin anlamı da yapılan yorumlarla daraltılarak cuma namazının sadece yetişkin, hür, yolcu olmayan (mukim) müslüman erkeklere farz olduğu ifade edilmiştir.
Alevi-Bektaşi inancında perşembe akşamı eski takvime göre Cuma gününden kabul edilerek yapılan cem’in Cuma suresinde işaret edilen ibadet olduğu belirtilir. [13]
Vacip Namazlar
Hanefi mezhebine özgü bir kavram olarak vitir ve bayram namazları vacip namazlar olarak nitelenir. Fıkıhta bir ibadetin farz olarak nitelendirilebilmesi için o ibadetin farklı anlamlara gelebilen işaret veya yorumlama tarzıyla çıkarılan anlamlar üzerinden değil, açıkça Kur’anda emredilmiş olması gerekmektedir. Kur’anda yer bulmuş olsa bile bu şartları taşımayan ibadetlere daha alt düzeyde bir gereklilik ifadesi olarak vacip (gerekli) denmiştir.
Sünnet veya Nafile Namazlar: Kur'an'da geçmeyen fakat İslam tarihinde uygulama alanı bulan, değişik vakit veya durumlara özgü sünnet veya nafile namazlardır. Farz namazlardan önce veya sonra kılınan namazlar, ramazan geceleri kılınan teravih, kuşluk, gece, mescit ziyaretleri, hacet namazları vs. bu kapsamdadır. Ayrıca geleneksel olarak 4 rekat olarak kılınan Farz namazların iki rekat'ının farz, geri kalanının ise sünnet olduğu ifade edilir.[14]Cenaze Namazı
Kuran’da geçmeyen fakat vefat eden kişiler için geleneksel olarak icra edilen bir namaz çeşididir. Bazı müslümanlar tarafından yapılması diğer müslümanların üzerinden dini sorumluluğu kaldırdığı için farz-ı kifaye olarak nitelenir.