Cevap :
Tirmizi ve Nesai’nin (Sünen) kitaplarında diyor ki, iki gözü a’ma bir kimse gelip, ya Resulallah, Allahü teâlâya dua et, gözlerim açılsın dedi. (Kusursuz bir abdest al! Sonra Ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam! Seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi! Bu yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle! Onun hürmetine duamı kabul et!) duasını okumasını buyurdu. Adam, abdest alıp dua etti. Hemen gözleri açıldı. Bu duayı Müslümanlar, her zaman okumuşlar ve maksatlarına kavuşmuşlardır.
bu olabilir mi ? :)
alıntıdır
Enes RA biliyorsunuz, Peygamber SAS Efendimiz'in hizmetinde olan kişilerden biriydi. Henüz on yaşlarında iken, erginlik çağına gelmemiş çocuk iken Rasûlüllah SAS Efendimiz'e hizmet ederdi. Peygamber Efendimiz Bedir'e hareket ettiğinde Enes RA de onunla beraber gitmişti. Peygamber SAS Efendimiz'in Medine-i Münevvere'de on yıl hizmetinde bulundu. Vefatında da yirmi yaşındaydı. Kendisine hizmet etmekle şeref bulanlardan birisi...
Enes RA diyor ki:
"Ensardan yirmi genç sürekli Rasûlullah SAS in yanında bulunurdu, onun hizmetini görürlerdi. Efendimiz herhangi bir işi yaptırmak isterse, onlardan birisini o hizmete gönderirdi."
Abdurrahman ibn-i Avf RA, biliyorsunuz o da Aşere-i Mübeşşere'den... O da, sahabeden en aşağı dört-beş kişinin Rasûlüllah'ın yanından, kapısından ayrılmadığını naklediyor. Hattâ bazen bazı kimseler kendisine ricâ ederlerdi. Meselâ, Ebû Zerr-i Gıfârî Hazretleri demiş ki:
"--Müsâde buyurun, bu gece sizin kapınızda ben bekleyeyim. Uyur kalırsam, bir ihtiyacınız olursa beni uyandırın, hizmeti ben yapayım!" demiş.
Böyle ricâ ederlerdi, hizmeti şeref bilirlerdi. Tabii gerçekten de çok sevap, çok büyük bir şeref ve düşünün gençlerden yirmi kişi Peygamber SAS Efendimiz'in çevresinde... İşte hizmet böyle olur.
Düşünün ki, o zaman nüfus kalabalık değil... O beldeler şimdi bizim gittiğimiz hacda, umrede gördüğümüz zamanki kadar kalabalık yerler değil, küçük birer köy havasında küçük yerleşim yerleri ama, en aşağı yirmi kişi Efendimiz'in etrafında, yalnız bırakmıyorlar. Seferde yalnız bırakmıyorlar, hazerde yalnız bırakmıyorlar. Hazerne demek? Sefer olmadığı zaman, insanın evinde olduğu zaman demek. Demek ki, bu da bir edep, insanın kendisine bağlı olduğu kimseye karşı vazifesi, onu koruması, kollaması gayet güzel bir şey...