Cevap :

Tiyatro; Tanzimat dönemi edebiyatımızın, şiirden sonra, en çok önem verilip işlenen türü olmuştur. Birinci dönemde «oynanmak için» yazılırken, ikinci dönemde «okunmak için» yazılır duruma getirilir. Türk kadını, dinî baskılar yüzünden Tanzimat yıllarında sahneye çıkamamış, bu ise, Türk Tiyatrosu’nun gelişmesine engel olmuştur. Türk kadınının sahneye çıkışı ancak, 1919 yıllarındadır.

İtalyan ve Fransız tiyatrolarının girişimlerinden sonra, yerli tiyatromuz kurulur. İlk yerli tiyatro sahnemizin ortaya çıkışı; 1840′da kurulan «Hoca Naum Tiyatrosu» dur. Müslüman olduktan sonra Yakup adını alan Güllü Agop’un «Gedikpaşa Tiyatrosu» edebiyatımızda önemli yer tutar. 1867′de kurulan bu tiyatronun edebî kurulunda Namık Kemal, Direktör Âli Bey, Reşit Paşa, Halet Bey, Menâpirzade Nuri Bey bulunmaktadır. Namık Kemal’in, Âli Bey’in, Ahmet Mithat’ın, Ebuzziya Tevfik’in, Şemsettin Sami’nin yapıtları bu tiyatroda oynanır.

Tanzimat Tiyatrosu’nda toplum eğitimi amaçtır. Halkı eğlendirirken, eğitmek ister. Çevirilerden uyarlamalara, klasisizm’den romantizme geçilirken komediyle dram arasından yürünür. Konular tarihten, dış ülkelerden, bireysel ve toplumsal olaylardan alınır. Gelenekler, görenekler, vatan, millet, yurtseverlik temaları işlenir. «Toplum için Sanat» yapılırken konuşma diline, «Sanat içi Sanat» yapılırken güzel, etkili söz söylemeye, edebî dile gidilir.

İlk önemli edebî değer taşıyan, Tanzimat oyunlarımız; Şinasi’nin 1859 yılında yazılan Şair Evlenmesi; Namık Kemal’in 1878′de oynanan Vatan yahut Silistre’sidir. Tiyatro eserlerile daha sonra ün alan yazarlarımızın başında,. Ahmet Vefik Paşa, Direktör Âli Bey, Abdülhak Hâmit, Musahipzâde Celâl gelecektir. Tiyatro hareketlerimiz Tanzimat’ta büyük bir canlılık gösterir; toplanma ve söz özgürlüğünün kısıldığı zamanlar duraklar; 1908′den sonra, özellikle Cumhuriyet döneminde hızlı bir gelişme hamlesine gelir


Kaynak: http://www.hayta.net/egitim/tanzimat-tiyatrosu#ixzz2ExJchwOK