Cevap :
Giderek küçülen dünya, barışı zorunlu kılıyor. Ama bunun için barışı, bir hayal olmaktan çıkarmak, yaşayan bir gerçeklik yapmak için uğraş vermek gerekiyor. Mustafa Kemal Atatürk yıllar önce “Yurtta Barış, Cihanda Barış” demişti. Biz de buna ilaveten Bölgemizde de barış demeliyiz.
Demokratikleşmek ve barış içinde yaşamak için, devlet ve toplum, artık birbirlerini suçlamaktan vazgeçmeleri; öncelikle hatayı kendilerinde arayan bir sorgulama sürecini başlatmaları şarttır. Dile getirdiğimiz barış, tarafların demokratik değerler temelinde, kendi muhasebelerini yaptıkları bir projenin adıdır.
Devletin halk ile olan ilişkisi, tarihsel geleneğimizin de bir sonucu olarak, bugün yaşadığımız çoğu sorunların kaynağıdır. İzlerini bugün bile gördüğümüz bu gelenek, otoriter, keyfi, kural tanımazdır. Kuralı aba altında sopa göstermek amacıyla kullanır. Vatandaşını, tebaa sayar ve canı üzerinde mutlak bir hakka sahip olduğuna inanır.