Cevap :
Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Yahudilerin tarihi, Osmanlı topraklarında var olan Yahudilerin tarihidir. Tarihle yakından ilgilenmeyen kişilerde genellikle iki yanlış yargıya rastlanır:[1]
Yahudiler Türkiye'ye 1492'de İspanya'dan göç etmiştir, Türklerle Yahudilerin ilk teması 1453'te, İstanbul'un fethinden sonra olmuştur.Bizans'taki Yahudilerin tarihinden de anlaşıldığı üzere M.Ö. 4.yy'dan beri Yahudiler Anadolu'da mevcut olduğundan Osmanlıların beylik döneminden İmparatorluğun çöküşüne kadar geçen zamanda, ve hatta İmparatorluğun ardıl devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nde dahi Yahudiler Anadolu'daki mevcudiyetlerini sürdürmüştür.
Osmanlı İmparatorluğu'nun yaşam döngüsünün çeşitli evreleriyle Yahudilerin sosyal ve ekonomik hayatı arasında paralellikler gözlemlenir. Örneğin, Osmanlı'nın yükselme dönemi olan 15. ve özellikle 16.yy'lar, Osmanlı Yahudilerinin altın çağı olmuştur.[2] Osmanlı topraklarına ilk matbaayı getiren Yahudiler ayrıca Osmanlı hükümetinde önemli mevkilere gelmiştir. 17.yy'a denk gelen Osmanlı'nın duraklama döneminde Osmanlı Yahudileri kültürel ve ekonomik olarak çöküşe girdi.[3] 18.yy'da gerçekleşen gerileme döneminde ise Yahudiler, Sabetay Sevi olayının yarattığı şokla "pasif korunma psikozu" içine girdi.[4] Dağılma dönemi olan 19.yy'da Yahudilerin kültürel seviyesi o kadar çökmüştü ki, yabancı dil öğrenmek dahi dinden çıkmak olarak görülüyordu.[5] Fakat Osmanlı'nın hangi devresinde olursa olsun, Müslüman Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Yahudiler, Hıristiyan Avrupa hâkimiyetindeki Yahudilere kıyasla güven ve huzur içinde yaşamlarını sürdürmüş,[6]buna karşılık olarak Yahudiler her daim Türk topraklarının millî çıkarlarını savunmuştur.[7]
Bir devletin gücünü, sadece ‘toprak’ genişliğiyle açıklamak dün de yanlıştı, bugün de... Bizlere okutulan Osmanlı Tarihi’ndeki “Yükselme”, “Duraklama” “Gerileme” devirleri, devletin toprak genişliği ve toprak kaybından başka bir anlam taşımıyor.
16. yüzyıl, Osmanlı’da “Yükselme Devri” olarak bilinir. Gerçekte ise bu yüzyıl, bilimin Osmanlı’da topa tutulduğu bir yüzyıldır; bir başka deyişle, Osmanlı’nın beyinlerde çöküşüdür; yıkılışıdır.
Osmanlı, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde, fiziken yıkılmıştır; ama özde yıkılışın başlangıcını 16. yüzyılda aramak gerekir.