Cevaplandı

saltanatın kaldırılma sebebi sonucu ve tarihi
halifeligin kaldırılma sebebi sonucu ve tarihi
cumhuriyetin ilaniın sebebi sonucu ve tarihi

yeni türk devletinin anayasalarının tarihi

kurtuluş  savaşındaki savaşların kronolojik şekilde sırala

Çok partili hayata niçin geçirilmemiştir

medeni kanunun kabulunun tarihi ve sonuçları 

Cevap :

Saltanatın Kaldırılması (Nedenleri ve Sonuçları)(1 Kasım 1922)Forum Alev

Saltanatın kaldırılmasının nedenleri: 
1. 20 Ocak 1921 'de kabul edilen anayasada “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” ilkesi benimsenmişti. Buna göre, saltanatın milli egemenlik İlkesine ters düşmesi, 
2. İtilaf Devletlerinin Lozan Barış Konferansı'na TBMM ile birlikte Osmanlı Hükümetini de davet etmişlerdi. TBMM'nin Anadolu halkının tek temsilcisi olmasından dolayı iki başlılığın ortadan kaldırılmak istenmesi. 
3. Padişah ve İstanbul Hükümetinin Milli Mücadelenin aleyhinde çalışmalar, 

Bu nedenlerle 1 Kasım 1922'de kabul edilen bir kanunla Saltanat ve halifelik birbirinden ayrılarak saltanat kaldırıldı. Son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin bu kararın ardından İstanbul'dan ayrıldı. 

Halkın henüz büyük değişikliklere hazır olmaması ve İngilizlerin kendilerine sığınan Vahdettin'in halifelik gücünü kullanmaması için saltanatın kaldırılmasına rağmen halifelik kaldırılmamıştır. 

Efendiler! İçinde bulunduğumuz şartlara rağmen safsatayla, münakaşayla, nazariyatla vakit geçirdiğimizi görüyorum. Hakimiyet ve saltanat hiç kimseye ilim icabıdır diye münakaşa ile mügalata ile verilmez. Hakimiyet ve saltanat kuvvetle, kudretle, zorla alınır.Türk milleti de hakimiyet ve saltanatı bil fiil isyan ederek kendi eline almıştır.Bu olmuş bitmiş bir durumdur.Mesele, 'hakimiyet ve saltanatı bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız' Meselesi değildir.Mesele bu zaten olmuş bitmiş durumu ifade etmekdir.Bu herhalde ve mutlaka olacaktır. Burada toplananlar meclis ve herkes,meseleyi bu şekilde görürlerse fikrimce uygun olur. Aksi takdirde yine hakikat ifade olunucaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir."

Atatürk, Nutuk'un hadiseyi anlatan bölümünde [2] saltanatın kaldırılmasının genel ve düşünsel nedenlerine değinmez, ancak bir dizi sert ifade ile padişah ve sadrazamın uzaklaştırılmasını haklı gösterir: "Bütün menfaatlerini mülevves bir tahtın, çürümüş, çökmüş ayaklarına sarılmakta gören...", "idrakten mahrum, vicdandan mahrum, birtakım insanlar...", "ahmakça teklifat...", "sefil... adi bir mahluk... alçak...", "Aciz, adi, his ve idrakten mahrum..." [3]

Saltanatın İptaline Giden Süreç [değiştir]

Saltanatın kaldırılmasına doğrudan doğruya yol açan olay, Kurtuluş Savaşı'nın başarı ile sonuçlanmasından sonra toplanması öngörülen barış konferansına Ankara ve İstanbul hükümetlerinin birlikte davet edilmeleridir.

17 Ekim tarihli bir telgrafla sadrazam Tevfik Paşa barış konferansında ortak bir tavır belirlemek amacıyla Mustafa Kemal'e başvurmuştur. 20 Ekim tarihli, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına hitap eden ikinci bir telgrafta Tevfik Paşa Babıali ile Büyük Millet Meclisi arasında amaç bakımından tam bir birlik olduğunu, Sevr Antlaşmasını iptal ettirmek ve işgalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için beraberce mücadele edildiğini belirterek ulusal birliğin önemini vurgulamış ve vatan uğruna kişisel hırslardan vazgeçilmesi gerektiğini belirtmiştir.[4] 28 Ekim'de İtilaf Devletleri İsviçre'nin Lozan kentinde toplanacak olan konferansa İstanbul ve Ankara hükümetlerini resmen davet etmiştir. Bunun üzerine iki gün sonra toplanan TBMM, İstanbul hükümetinin tasfiyesine yönelik 82 imzalı karar tasarısını görüşmüşse de aynı gün sonuç alamamış, ancak 1 Kasım tarihli toplantıda Mustafa Kemal'in sert müdahalesi üzerine saltanatın kaldırılmasına karar vermiştir.

Mustafa Kemal'in ifadesine göre milletvekillerinin birçoğu saltanatın kaldırılması kararına karşı çıkmışlardır. Bakanlar kurulu başkanı Rauf Bey (Orbay) başta karşı çıktığı karara 29 Ekim'de Mustafa Kemal ile görüştükten sonra taraftar olmuştur. Buna karşılık liberal görüşleriyle tanınan Mersin vekili Selahattin Bey (Köseoğlu) sonuna kadar karara muhalif kalmıştır. Oylama sırasında bağırışarak açık oy ve sayım isteyen milletvekillerine rağmen sayım yapılmamış ve kararın oybirliği ile alındığı ilan edilmiştir. [5]

Gerek Rauf gerek Selahattin Beyler daha sonra kaleme aldıkları anılarında, cumhuriyete prensip olarak karşı olmadıklarını, ancak padişahlığı kişisel diktatörlük eğilimlerine karşı bir engel olarak gördükleri için kaldırılmasına muhalif olduklarını anlatırlar.

Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nda 15 Nisan 1923'te yapılan bir değişiklikle, Saltanatın lağvına dair kararnameye karşı sözle ve basın yoluyla muhalefet etmek vatan hainliği kapsamına alınmış ve idamla cezalandırılmıştır.

Ayrıca Bakınız