BEBEK Genç kadın, bebeğin güzelliği karşısında 
büyülenmiş gibiydi. Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri,
kalkık bir burun ve küçük kırmızı dudaklarıyla 
bir kartpostalı andıran bebek, kadının şimdiye kadar 
gördüğü en cana yakın kız çocuğuydu. 
Onun ipek yanaklarını daya doya öpmek ve 
cennet kokusunu içine çekmek için eğildiğinde : 
"Dokunma bana ..." diye bir ses duydu.
"Beni okşamaya hakkın yok senin..." 
Kadın korkuyla irkilip etrafına bakındı. 
Bebekle kendisinden başka içerde kimse yoktu. 
Aynı sesi tekrar duyduğunda bebeğe döndü. 
Aman Allahım!.. Yeni doğmuş gibi görünmesine rağmen 
konuşan oydu. "Bana yaklaşmanı istemiyorum" 
diye devam etti. "Hemen uzaklaş benden..." 
Kadın, biraz olsun kendini toplayarak : 
"Çocuklarımız hep erkek oluyor" dedi. 
"Onlar da güzel ama kız çocukları başka. 
Bu yüzden seni öpmek istedim."
"Beni öpemezsin" diye ağlamaya başladı bebek.
"Benim de seni öpemeyeceğim gibi..." 
"Neden ?" diye sordu kadın."Neden öpemezsin ki ?" 
Bebek, hıçkırıklara boğulurken : 
"Bunun sebebini bilmen gerekir" dedi.
"Düşünürsen mutlaka bulacaksın..." Kadın, neler olup
bittiğini hatırlamak üzereyken kendine geldi. 
Özel bir hastanenin en lüks odasında yatıyor 
ve narkozun tesirinden midesi bulanıyordu. 
Aile dostları olan tanınmış doktor, 
odayı dolduran çiçeklerden bir tanesini 
vazodan çıkartıp kadına uzatırken : 
"Geçmiş olsun hanımefendi" dedi.
"Başarılı bir kürtajdı doğrusu. 
Ha..! Sahi, "kız"mış aldırdığınız bebek."

Cüneyt Suavi

 

arkadaşlar bu metnin 

yazılış amaçları,konuları, temaları, yapıları,işlevleri,dil anlatım özelliklerini ,anlatım türlerini , gerçeklikle ilişkilerini yazıp söyler misiniz ? ACİLLL

 

ya da elinizde hazır bir metin varsa onu....

Cevap :

 


ahmet haşimimn merdiven adlı şiiri olurmu???????????????????

 

Ahmet Haşim, bu şiirinde adeta akraba olan iki sanatı -musiki ile resmi- birleştirmiştir. Şiir, ahengi ile kulağı okşarken; kelimeler, göz önünde renkli bir tablo hayali uyandırıyor. Şiir

 

 

 

mısra sayısı bakımından “3 + 2” , “3 + 2” düzenine göre yazılmıştır. Birinci kısında kafiyeler; “abb – cc”, ikinci kısımda ise “ddd-cc” şeklinde kullanılmıştır.

Şiire, bir bütün olarak, başta “Ağır ağır…” kelimesi olmak üzere, pek çok kelimeye “-r” ünsüzü hâkimdir. Buna “Aliterasyon” denir. Tekrarlanan: “Kızıl havaları seyret ki; akşam olmakta…” mısraı, dikkati şiirin içeriğine çekmektedir. Şiirin konusuna, rengine ve havasına, bu mısraın iki kelimesi: “Kızıllık” ve “Akşam” hâkimdir.

Ahmet Haşim, bu şiirinde, çok sevdiği ve diğer şiirlerinde de sık tekrarladığı akşamı, güneşin batışını, konu olarak ele almıştır. Şiirde tasvir edilen manzaraya kızıl renk ve onun çeşitli tonları hâkimdir. Mevsim “Güneş rengi bir yığın yaprak” vardır.

Sular sararmıştı.” buna paralel olarak, kadının yüzü de, perde perde solmuştur. Hâşim, bir ressam gibi kızıl rengi, tablosundaki varlıklara değişik tonlarda aksettirmiştir. “Arza eğilen güller, sular gibi kanar, / Alev gibi dallarda, kanlı bülbüller durur…” şiirin birinci kısmında, eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak taşıyan kadın, yukarı, göğe doğru bakan hareketi ile, ikinci kısımda güllerin arza doğru eğilmesi ve muttasıl kanaması arasında bir tezat vardır.

ahmet haşimimn merdiven adlı şiiri olurmu???????????????????

 

Ahmet Haşim, bu şiirinde adeta akraba olan iki sanatı -musiki ile resmi- birleştirmiştir. Şiir, ahengi ile kulağı okşarken; kelimeler, göz önünde renkli bir tablo hayali uyandırıyor. Şiir

 

 

 

mısra sayısı bakımından “3 + 2” , “3 + 2” düzenine göre yazılmıştır. Birinci kısında kafiyeler; “abb – cc”, ikinci kısımda ise “ddd-cc” şeklinde kullanılmıştır.

Şiire, bir bütün olarak, başta “Ağır ağır…” kelimesi olmak üzere, pek çok kelimeye “-r” ünsüzü hâkimdir. Buna “Aliterasyon” denir. Tekrarlanan: “Kızıl havaları seyret ki; akşam olmakta…” mısraı, dikkati şiirin içeriğine çekmektedir. Şiirin konusuna, rengine ve havasına, bu mısraın iki kelimesi: “Kızıllık” ve “Akşam” hâkimdir.

Ahmet Haşim, bu şiirinde, çok sevdiği ve diğer şiirlerinde de sık tekrarladığı akşamı, güneşin batışını, konu olarak ele almıştır. Şiirde tasvir edilen manzaraya kızıl renk ve onun çeşitli tonları hâkimdir. Mevsim “Güneş rengi bir yığın yaprak” vardır.

Sular sararmıştı.” buna paralel olarak, kadının yüzü de, perde perde solmuştur. Hâşim, bir ressam gibi kızıl rengi, tablosundaki varlıklara değişik tonlarda aksettirmiştir. “Arza eğilen güller, sular gibi kanar, / Alev gibi dallarda, kanlı bülbüller durur…” şiirin birinci kısmında, eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak taşıyan kadın, yukarı, göğe doğru bakan hareketi il