Elif111
Cevaplandı

KADERİ ALLAH BELİRLER İLE İLGİLİ BİR MÜNAZARAMIZ VAR ÇOKK ACİL UZUN AYET KONUYLA İLGİLİ HERŞEYİ ATARMISINIZ LÜTFEN AYETTE OLSUN :D ÇOKKKKK ACİL

Cevap :

Kaderin esas anlamı Allah’ın, olmuş olacak her şeyi bilmesi demektir. Dikkat edersek insan iradesini yok saymıyor. Bilmek ayrı yapmak ayrıdır. Bilen Allah’tır, yapan kuldur. Bu konuya bir misal verelim;

Peygamberimiz İstanbulun fethini ve komutanını yüz yıllar önce müjdelemiş ve haber vermiştir. Zamanı gelince de dediği gibi çıkmış. Şimdi, İstanbul Peygamberimiz dediği için mi fethedildi, yoksa fethedileceğini bildiği için mi söyledi. O zaman Fatih Sultan yatsaydı, çalışmasaydı, ordular hazırlatıp savaşmasaydı yine olacak mıydı. Demek ki Allah Fatihin çalışıp İstanbul’u fethedeceğini biliyordu ve bunu elçisi Hz. Peygambere bildirdi.

Buradaki ince nokta: Allah bildiği için yapmıyoruz. Biz yapacağımız için Allah biliyor. Zaten Allah’ın geleceği bilmemesi düşünülemez. Bilmese veya bilemese yaratıcı olamaz.

Buna bir örnek verelim; Allah dostu evliyadan bir öğretmen düşünelim. Öğrencilerinden birisine “yarın seni şu kitaptan imtihan edeceğim.” diyor. Fakat öğretmen Allah’ın izniyle onun filim, maç, oyun, eğlence, derken sabah okula çalışmadan geleceğini bilerek, akşamdan karnesine “0” yazıyor. Ertesi sabah öğrenci sorulan sorulara cevap veremiyor ve sıfırı hak ettiğini bildiği anda, öğretmen cebinden not defterini çıkarıp “senin çalışmayıp sıfır alacağını bildiğim için önceden deftere sıfır yazmıştım” diyor. Buna karşı öğrenci “Hocam sen sıfır yazdığın için ben sıfır aldım. Yoksa geçer puan yazsaydın geçerdim.” diyebilir mi?

Demek ki Allah yazdığı için biz yapmıyoruz, bizim yapacağımız şeyleri bilerek Allah yazıyor. İşte buna kader diyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hiç şüphesiz, Biz her şeyi kader ile yarattık. (Kamer Suresi,49)

Onların işlemiş oldukları herşey kitaplarda (yazılı)dır. (Kamer Suresi, 52)

Küçük büyük herşey satır satır (yazılı)dır. (Kamer Suresi, 53)

De ki: "Allah'ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne öne alınabilirler. (Yunus Suresi, 49)

Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kur'an'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, biz sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiç bir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın. (Yunus Suresi, 61)

 

3. Sure/145. Ayet: Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm, belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya sevabını isterse, kendisine ondan veririz; kim de ahiret sevabı dilerse buna da ondan veririz. Şükredenleri mükâfatlandıracağız.

3. Sure/154. Ayet: Sonra o üzüntünün ardından, Allah size bir güven ve bir uyku indirdi. O uyku bir kısmınızı bürüyordu, bir kısmı da kendi canlarının derdine düşmüştü. Allah’a karşı cahiliyye zannı gibi haksız bir zanda bulunuyorlar: “Hani bu işten bize bir şey var mı?” diyorlardı. De ki: “Bütün işler Allah’a aittir.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. Diyorlar ki: “Bu işte bize fayda olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, yine üzerine öldürülmesi yazılmış olanlar, mutlaka vurulup yatacakları yeri boylardı. Allah, kalplerinizin içindekini denemek ve yüreklerinizdekini temizlemek için yaptı. Allah, göğüslerin içinde olanı bilir.”

6. Sure/2. Ayet: Sizi çamurdan yaratan, sonra size bir ecel takdir eden O’dur. Tayin edilen bir ecel de O’nun katındadır. Sonra bir de şüphe ediyorsunuz.

6. Sure/35. Ayet: Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse ve senin de gücün yetiyorsa haydi yerin içine inebileceğin bir delik ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven ara da onlara bir mucize getir! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerine toplardı. O halde cahillerden olma.

54. Sure/51. Ayet: Andolsun ki biz, sizin(küfürde) benzerlerinizi hep helak ettik. Ama düşünen mi var?

54. Sure/52.-53. Ayet: Yaptıkları her şey kitaplarda kayıtlıdır. Küçük büyük her şey satır satır yazılıdır.

7. Sure/34. Ayet: Her ümmetin dünyada kalacağı müddet için takdir edilmiş bir ömrü vardır. Süreleri biten ümmet ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gidebilir.

10. Sure/49. Ayet: De ki: “Ben, Allah’ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir zarar, ne de bir fayda verebilirim. Her ümmet için bir süre vardır. Süresi dolunca artık ne bir an geri, ne de bir an ileri gidebilir.”

11. Sure/6. Ayet: Yeryüzünde rızkı Allah’a ait olmayan hiçbir canlı yoktur. O, onların karar kıldıkları yerleri de, emaneten durdukları yerleri de bilir. Onların hepsi apaçık bir kitaptadır.

15. Sure/4. Ayet: Yok ettiğimiz herhangi bir kasabanın elbette belli bir yazısı vardır.

15. Sure/5. Ayet: Hiçbir ümmet kendi süresini öne alamaz, geciktiremez de.

17. Sure/58. Ayet: Kıyamet gününden önce ortadan kaldırmayacağımız veya çetin azaba uğratmayacağımız bir şehir yoktur. Bu, Kitap’ta yazılıdır.

24. Sure/43. Ayet: Bilmezsiniz ki, Allah bulutları sürer, sonra onları bir araya getirip üst üste yığar, sen de onların arasından yağmur yağdığını görürsün? Gökten içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir, dilediğini onunla musibete uğratır, dilediğinden de uzak tutar. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır!

27. Sure/74. Ayet: Rabbin elbette onların kalplerinin gizlediğini de, açığa vurduklarını da bilir.

27. Sure/75. Ayet: Gökte ve yerde gizli hiçbir sır yoktur ki apaçık bir kitap olan Levhi Mahfuz’da olmasın.

34. Sure/3. Ayet: İnkar edenler: “Kıyamet bize gelmeyecektir.” dediler. Ey Muhammed! De ki: ”Hayır, öyle değil, görülmeyeni bilen Rabbime andolsun ki, o kıyamet günü size mutlaka gelecektir. Göklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile O’nun ilminin dışında değildir. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık Kitap’tadır.”

35. Sure/11. Ayet: Allah sizi topraktan, sonra nutfeden yaratmış, sonra da sizi çiftler halinde meydana getirmiştir. Dişinin gebe kalması ve doğurması, ancak O’nun bilgisiyledir. Kendisine ömür verilen kimseye daha çok ömür verilmesi de, onun ömründen kısaltılması da ancak bir kitapta(Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır. Doğrusu bu (sayılan şeyler) Allah’ a kolaydır.

57. Sure/22. Ayet: Yeryüzüne ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce Levh-i Mahfuz’da bulunmasın. Şüphesiz ki bu, Allah’a göre kolaydır.

59. Sure/3. Ayet: Eğer Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, elbette onları dünyada başka şekilde cezalandıracaktı. Ahirette de onlar için ateş azabı vardır.

65. Sure/3. Ayet: Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah’a güvenip dayanırsa, O, kendisine yeter. Şüphesiz ki Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şey için bir ölçü koymuştur. 

71. Sure/4. Ayet: Ta ki Allah, günahlarınızı bağışlasın ve sizi (azapsız olarak) belli bir süreye kadar ertelesin. Çünkü Allah’ın takdir ettiği ecel gelince artık geri bırakılmaz. Keşke bilseydiniz. 

72. Sure/25. Ayet: Ey Muhammed! De ki: “Size söz verilen(azap) yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun süreli mi kılmıştır, ben bilemem.”

72. Sure/28. Ayet: (Böyle yapar) Ki onların, Rablerinin mesajlarını tebliğ ettiklerini bilsin. Allah onların nezdinde olup bitenleri çepeçevre kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır.  alıntı